Kibarlık “zayıflık” değildir

İnsan ilişkilerinde yaşanan hayal kırıklıklarının nedenlerinden birisi beklentilerimizin karşılığını bulamaması ve bunun sonucunda değer verilmediğimizin hissettirilmesidir.
Başkalarına değer verildiklerini hissettirmenin yollarından birisi nezaket ve kibarlıktır.
Nezaket başkalarına karşı saygılı davranma anlamı taşır ve karşımızdaki kişileri tanıyıp tanımaksızın, hiç bir fark gözetmeksizin, iyi ya da kötü insan olup olmadıklarına bakmaksızın sadece insan oldukları için uymamız gereken kuralları belirler.
Bu yapılan iyiliğe teşekkür etmekten, otobüste yaşlılara ve bayanlara yer vermeye, kimsenin konuşurken sözünü kesmemeye, bankadaki görevlinin herkese merhaba demesine ve konuşurken gözünüze bakmasına vs kadar herkese karşı göstermekle yükümlü olunan kurallardır.
Kibarlık ise daha çok bildiğimiz tanıdığımız ya da daha yakın ilişkide olduğumuz kişilere karşı gösterdiğimiz “incelikler”dir. Sözcüğün kendisinin bile zarif bir anlamı vardır ve nezaketten daha geniş bir anlam içerir.
Nezaketin de kibarlığın da temelinde başkalarına saygı varken, kibarlık özünde “iyi bir insan” olmaktır. Başkalarına karşı empati göstermeyi, affedici olmayı, bize ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmayı, şefkat göstermeyi, bencillik yapmamayı, eleştirel olmamayı ve en önemlisi başkalarını incitmemeyi içerir.
Bu anlamda kibarlık vicdanla ilgilidir. Kibar olmadan vicdanlı olmak mümkün değildir.
İyi bir insan ancak hakedilerek olunur. Sadece kötülük yapmamak iyi bir insan olmak demek anlamına gelmez. Bunun için çaba sarfetmek gereklidir.
Kibarlık altında pek çok güzel duyguyu barındırırken, kibar olmamanın altında da aynı şekilde pek çok negatif duygu vardır.
Hangi toplumda olursa olsun araştırmalar kibarlığın vücudumuzdaki iyi hormonları salgıladığı anksiyeteyi önlediği, kalp için iyi olduğu, yaşamı uzattığı, stresi azalttığı ve hastalıkları önlediğini ortaya koymuştur.
Dolayısıyla kibarlık kişisel mutluluğumuzla direkt ilişkilidir.

KİBARLIK “BÜYÜKLÜK VE SOYLULUK”TUR

Arapça kökenli bir sözcük olan kibarlık kebir’den gelir ve kebir “büyük olanlar” anlamındadır. Herhalde iyilik yaptığımız ve de bazan karşılık bulamadığımız durumlarda kullanılan “büyüklük bizde kalsın” sözü de belki bu nedenle söylenir.
İngilizce’de de kibarlık anlamında kullanılan kindness eski İngilizce sözcük kyndness’tan gelmektedir ve 14. Yüzyıldan beri “soylu işler” ve “kibarlık”anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Nezaket ise “politeness” olarak geçer ve kökeni Latin “Politus” (zerafet) sözcüğünden gelir.
Her toplumda hem o topluma özgü hem de evrensel nezaket ve kibarlık örnekleri vardır.
Nezaketiyle bütün dünyada haklı bir ünü olan İngiliz toplumunda en büyük nezaket göstergesi “teşekkür etmek” ve “özür dilemek”tir. Çocuklara daha konuşmaya başladıkları andan itibaren “yes please”, “no thank you” ve “sorry” (pardon/özür dilerim) nerdeyse “anne” ve “baba”dan sonra öğretilen ilk kelimelerdir. Okula başlanıldığı andan itibaren “be kind” (kibar, nazik ol) ifadesi altında birbirlerine incitici söz söylememeyi, fiziksel şiddet uygulamamayı, arkadaşlarını eleştirmemeyi vs öğretirler.
Teşekkür edilmesi şükran duyulmasıyla, özür dilenmesi de affedilme duygusu ile ilişkilidir. İnsanlar ilişkilerinde pozitif enerjinin akışına yardımcı olur.
8 yaşındaki oğluma sabah okula hazırlanırken acele etmesi için uyarırken kırıcı olduğumu düşünüp arabada giderken “beni affeder misin” dedim. Oğlum “ben seni zaten affettim. Ama seni affettim dememe gerek yok çünkü affetmek bir duygudur” dedi. Beni bilgeliğiyle her zaman şaşırtan oğluma “Biraz özür dilemek gibi yani. Her zaman özür dilememize de gerek yok aslında. Çünkü o da aslında kalbimizde hissetmemiz gereken bir şey öncelikle” dediğimde “Hayır özür dilemek farklı. Çünkü özür dilersen affedilirsin, söylemezsen bunu bilmeyebilirler ve affedilmeyebilirsin. O nedenle özür dilemen lazım” dedi. Böylece özür dilemek ile affedilme arasındaki ilişkinin güzel bir örneğini verdi bana.

İşyerimdeki zarifliğiyle bilinen lider öğretmen Pippa’nın defter hediyesi. Adeta kendi imzası gibi. “Etrafına konfeti gibi kibarlık savur/saç.”

ISRAR ETMEK KABALIK MI?

İngiliz toplumu için en önemli toplumsal kabalıklardan biri, başkasının sırasını kapmaktır. İngilizler kendileri için “Biz sıraya girmeyi seviyoruz” derler. Yani kibarca söylemek istedikleri “sırada başkasının önüne geçmek büyük kabalıktır”.
Ayrıca başkalarına bakmak (süzmek anlamında), ısrar etmek, özel hayatınıza ilişkin soru sormak, davetsiz arkadaşınızı ziyaret etmek, başkalarının sözünü kesmek büyük kabalık örnekleridir.
Evde ayakkabıların giyilmesinin yaygın olduğu toplumda, evinize gelen kişilere ayakkabılarını çıkarmasını söylemeniz de yadırganabilir.
Türk toplumunda ise ısrar etmemek, (hesap öderken, yemek sunulurken vs), ya da ısrar ettiğimiz halde (yemek vs) teklifimizin kabul görmemesi kabalıktır. Evimize başkalarının ayakkabılarıyla girmesi düşünülemez bile. Konuşmalarımızda başkalarının bize soru sormaması kabalık olarak algılanır ve bize bizimle ilgilenmedikleri hissi verir.

MEVLANA “HERŞEY İNCELİKTEN, İNSAN KABALIKTAN KIRILIR”

İngiliz halkı için başkalarına kendini kötü hissettirmek, eleştirmek, tartışmak, görüş ayrılığı yaşandığında fikir ve düşüncelerin dolaylı söylenmesi yerine direkt söylenmesi ve çok keskin fikirli olmak kabalık olarak görülmektedir.
Pozitifliğiyle ünlü İngiliz toplumunda günlük yaşamda insan ilişkilerinde kullanılan sıfatların çoğu pozitif olanlardır.
İngiliz toplumunda kibarlık daha çok başkalarına“saygı” anlamı taşır. Kibarlık olarak yapılanlar ve yapılmayanlar bu şemsiye altındadır.
Başkalarına direkt yardım etmek daha az yapılan bir kibarlık örneğidir.
Fakat yapıldığında en küçük yardım bile karşılık bulmak zorundadır. Bu gerçekten çok katı bir toplumsal kuraldır ve kişisel olarak iyilik yapanın sömürülmesini önler.
Türk toplumunun kibarlığının en büyük göstergesi ise yardımseverliği ve ihtiyacı olana iyilik yapmaktaki içtenliğidir.
İşte bu yapılan iyiliklerin karşılığı konusunda katı bir insani kural olmaması hayal kırıklıklarının yaşanmasına ve mutsuzluklara neden olur.
Hayal kırıklıklarının diğer yaşandığı nokta ise başkalarının özel hayatlarına ve kendi olmalarına karşı saygıda duyulan eksikliktir. Bu da hayatımızı zorlaştırır ve mutsuzluğa neden olur.
Mevlana, “herşey incelikten insan kabalıktan kırılır” der.

KENDİNİZE DE KİBAR OLUN

Kibarlığın ne olduğu bazen başka tanımlarla da karıştırılır.
Kibarlık zayıflık değildir-Tam tersine kibarlık bir güçtür. Ve gücünü haklılığından ve doğruluğundan alır.
Kibarlık çekingenlik değildir. Çekingen bir insan olabiliriz ama kibar olamayabiliriz. Kibarlık aktif olarak bir şey yapmayı gerektirir, geride durmayı değil.
Kibarlık önceliğimizi başkalarına vermek değildir-Herkesin önceliği kendisi ve kendi ailesi olmalıdır. İnsan öncelikle kendisine kibar olmalıdır. Kendimize karşı da affedici, anlayışlı ve şefkatli davranmalıyız. Bu da kendimize karşı olan saygımızı korumamızı sağlar.
Kibarlık hakkımızı aramamak değildir. Haksızlıklara karşı kendimizi savunmak da kendimize karşı kibarlığımızın bir parçasıdır ama bunun yolu da yine kibarca olmalıdır ve elimizden gelen bir şey olmadığı durumlarda durmayı bilmek gerekir.

“YÜREĞİNDE YEŞİL BİR DAL SAKLA”

Unutmamak gerekir ki, kibarlık öncelikle sizin nasıl bir insan olduğunuzla ilgilidir. Sonunda yapılan incelikler döner sahibini bulur.

Çin atasözü “yüreğinde yeşil bir dal saklarsan, şarkı söylemeye bir kuş gelecektir” der.

Hayal kırıklıkları yaşansa da kibar insanlar olarak beklentilerimizi azaltmak, kibarlığın karşılığını görmesek bile yaptığımızın doğruluğundan şüphe etmemek, hayata küsmeden yolumuza devam etmek ve inceliklerin öncelikle kendi mutlu olma biçimimiz olduğunu hatırlamaktan başka bir seçenek görünmüyor.

Endülüs’lü Arap Felsefeci İbn-i Rüsd’e göre insan “vicdanlı olarak” özgür olur.
Kibarlık vicdanınızı özgürleştirmeye giden yoldur.
Sertab Erener’in o güzel yorumuyla seslendirdiği “İncelikler Yüzünden” şarkısında Sezen Aksu ve Pakize Barışta’nın dediği gibi:

Ben bu yüzden, incelikler yüzünden
belki daha çok üzüldüm
Artik beni asla yaralayamaz
Hayat eğer istemezsem
Yıllar beni kolay yakalayamaz
Ben durup beklemezsem
Siz yine de incelikli davranın
Benim kadar değilse de…

 

 

Bütün incelikler sizinle olsun….

Fotoğraflar: Wyn Davies/Nurşen Davies

Advertisements

One thought on “Kibarlık “zayıflık” değildir

Add yours

  1. Cok kibar bir yazi olmus, nezaket, asalet bizim soyumuz da var hanimefendi, fakat bu yazidan ders alacak cok kalas var memlekette. Amma velakin onlari yontmaya ne sizin ince yazilariniz, ne de hakettikleri kotek yeter. Yaziniz baskalarinin kabaligindan usananlara ve kendilerini degistirme egilimi tasiyanlara hitap ediyor. Reca ediyorum bir de “siyasi nezaket” e iliskin bir yazi yazin. Bizim memlekette adamlarin meslegi ‘siyaset’ fakat siyaseten nezaket gosteremiyorlar efenim.

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Create a free website or blog at WordPress.com.

Up ↑

Create your website at WordPress.com
Get started
%d bloggers like this: